AĞRISIZ YAŞAM

Ağrı vücut için bir korunma mekanizmasıdır. Bedenimizde yolunda gitmeyen olaylar hakkında uyarı veren bir sistemdir. Bu sistemin devre dışı kalması sonucu nadir görülen otozomal resesif geçişli “Kalıtsal Duyusal ve Otonom Nöropati Tip IV” (CIPA) hastalığı meydana gelir. Kalıtsal Duyusal Otonom Nöropatiler (HSAN), duyusal ve otomatik sinir sistemini etkilerler. HSAN, sinir sisteminin farklı kalıtsal dejeneratif bozukluklarını (nörodejeneratif) içerir. HSAN hastalığına sebep olan 12 gen tanımlanmıştır. Kendi içinde de 5* ana başlığa ayrılır.(*Bazı kaynaklar 6 olarak ayırmaktadır.)

HSAN IV hastalığına, 3q kromozomundaki NTRK1 geninin mutasyonu sonucunda ortaya çıkar. NTRK1 geni (kodlar) nörotrofik tirosin reseptör tip 1 ağrı, sıcaklık ve dokunmatik duyumları belirli hücrelerin yüzeyinde, özellikle sinir hücreleri (nöronlar) üzerinde bulunan bir proteini oluşturur. Sinir büyüme faktörü (NGF) olarak bilinen başka bir protein, hücrenin büyümesi ve hayatta kalması için gerekli olan sinir sinyallerinin hücreye iletilmesine izin veren NTRK1 reseptörüne bağlanır. NTRK1 genindeki mutasyonlar, hatalı veya eksik nörotrofik tirozin reseptörü tip 1 ile sonuçlanır, bu da NGF'nin bağlanmasını ve dolayısıyla sinir sinyallerinin iletilmesini önler. Sonuçta, etkilenen nöronlar erken ölür. HSAN IV'ün semptomları, duyusal sinir hücrelerinin bu erken yıkımından kaynaklanmaktadır.


Otozamal resesif olarak kalıtılır. Resesif genetik bozukluğa sahip olabilmek için hem anneden hem babadan kusurlu geni almak gerekir. Kusurlu gen, eşey hücrelerine ( X veya Y kromozomu) bağlı olarak taşınmadığı için kadınlarda ve erkeklerde görünme olasılığı eşittir. HSAN hastalığı en çok Japon ve İsrail-Bedevi popülasyonlarında görülmektedir. Bunun başlıca sebebi izole olarak (Akrabalık evliliğinin sık olduğu toplumlar) yaşayan popülasyonlarda genetik özelliğin görünme olasılığının fazla olmasıdır. Örneğin ebeveynlerden biri taşıyıcı diğeri sağlıklı ise çocukları hastalığa yakalanmaz taşıyıcı olurlar. Fakat ebeveynlerin her ikisi de taşıyıcı ise çocuklarda hastalığın görünme olasılığı %25 olur.




Genellikle bebeklik döneminde görülür. En sık karşılaşılan semptomlar ağrı(acı) hissetmeme olsa da yalnızca bu değildir. Terlememe, sıcaklık kavramının olamaması (sıcak - soğuk hissedememe), ateş atakları, kendine zarar verme, el ve ayak tırnaklarında şekil bozukluğu, eklem kırıkları, dudak- dil ısırma, gelişmede gerileme, zeka geriliği, kuru cilt, gözyaşı kuruluğu, kornea skar (leke), görülmektedir. Bu belirtilerin görünme şiddeti değişiklik göstermektedir. Terleme, vücudun kendisini soğutma ve vücut ısısını korunmanın yoludur. Bu bireylerde terlememe sebebiyle ateş atakları görülür. Hastanın kendine zarar vermesi bebeklik döneminde diş çıkarmasıyla başlar. Süt dişleri çıktığında bebekler el – ayak parmaklarını, damağını, dilini ısırabilir ve kendilerine kalıcı hasarlar oluşturabilirler. Böyle durumlarda son çare olarak birkaç süt dişi çekilmektedir. Genellikle de ebeveynler bebeklerinin kendisine zarar verdiğini gözlemlediğinde doktora başvururlar.

Ağrıya duyarlı olmayan (CIBA) bireylerde 20’li yaşlara kadar ölüm ya da sakatlanma görünmektedir. Bunun sebebi ise vücudun doğal uyarı sistemi çalışmadığından çocuk yaşta tehlike işlere kalkışması, hasta olduğunda teşhisin geç konulması ya da teşhis edilememesidir.


Tedavi spesifik semptomlara yöneliktir. Kırıklar için ortapedik önlemler, ateş mevcut olduğunda asetaminofen, ibuprofen veya soğutma battaniyeleri, diş sorunları için ortodontik tedaviler… CIPA hastaları ise ağrılı bir geleceğin gelmesini beklemektedirler. Ağrı nöronlarının ana anahtarı olan PRDM12 genini düzenlenmesi bu hastalar adına umut ışığı olabilir. Woods, "Kronik ağrı durumlarında, PRDM12'niz düzgün çalışmıyor olabilir veya aşırı aktif olabilir. Eğer bunu yeniden düzenleyebilirsek, potansiyel olarak ağrı nöronlarını normal bir kabullenme durumuna geri döndürebilirsiniz. PRDM12 ile ilgili diğer ilginç şey ise sadece ağrı nöronlarında ifade edilmesidir, bu yüzden onu modülle eden bir ilacınız olsaydı, vücuttaki diğer hücreleri etkilemeyeceği için çok az yan etkiye sahip bir analjezik(ağrı kesici) olabilir."


CIPA hastalar milyonlarca insanın hayatını kolaylaştırmıştır. Pimstone,“Onların katkıları olmasaydı, alanı elimizden geldiğince ileriye taşıyamazdık, bu yüzden son derece minnettarız. Ve tıbbi sistemin bir parçası olmak onlara da fayda sağlıyor, çünkü stratejiler bu ailelerde uygulanabiliyor, böylece bu rahatsızlığı olan çocuklar büyürken kendilerine daha az zarar veriyorlar. Bu çalışmalar sayesinde, CIPA'yı erken tespit edebilen bir teşhis de kullanılabilir” Örneğin Xenon adlı ilaç şirketi bu tip vakalarda DNA dizilimine bakarak SCNP9A geninde mutasyon gözlemlemiştir. Bu mutasyon Nav1.7 sodyum kanalını devre dışı bırakarak ağrının hissedilmemesine sebep olduğu görülmüştür. Bu şirkette kronik ağrılar çeken hastalar için ürettikleri ilaçlarda Nav1.7 kanalını devre dışı bırakmayı hedeflediler.


KAYNAKÇA

*Kalıtsal Duyusal ve Otonom Nöropati Tip IV - NORD (Ulusal Nadir Bozukluklar Örgütü) . NORD (Ulusal Nadir Bozukluklar Örgütü). (2021). https://rarediseases.org/rare-diseases/hereditary-sensory-and-autonomic-neuropathy-type-iv/

*Mohaddeseh AZADVARI, S. (2021). 9 Yaşındaki Erkek Çocukta Kalıtsal Duyusal ve Otonom Nöropati Tip IV: Bir Olgu Sunumu . PubMed Merkezi (PMC). https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4885159/

*(2021). https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/28191

*Walsh, J. (2021). Ağrıyı ölçmek ve tedavi etmek neden bu kadar zordur ? Bbc.com. https://www.bbc.com/future/article/20170110-why-pain-is-so-hard-to-measure---and-treat

13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör