YAPAY ET



Dünya nüfusu giderek artmakta buna bağlı olarak gıdaya olan ihtiyaç da artmaktadır. Yapay et ile gıdaya ulaşılabilirliği arttırmak mümkün olabilecektir.

Aslında laboratuvar ortamında et üretme düşüncesi yeni değildir. Bu düşünce, ilk kez yazar ve politikacı Frederick Edwin Smith tarafından ön görülmüştür. Daha sonra Winston Churcill ‘Thoughts and adventures’ isimli kitabında kültürlenmiş et hakkında düşüncelerini belirtmiştir. Ayrıca 1936 yılında Churcil ‘Yalnızca tavuk göğsü ve tavuk butu yiyeceksek, bütün tavuk yetiştirmeyelim’ sözünü söylemiştir.

Bunu uygulamak için iki yönteme bakalım.





Hücre Kültürü Temelli Metot

Hücre kültürü temelli metot, yapı iskelesi metodu olarak da bilinmektedir. Sığır, koyun gibi bir çiftlik hayvanının embriyosundan embiryonik miyoblastın veya hayvanın kas biyopsisinden yetişkin iskelet kas hücrelerinin izole edilmesini ve biyoreaktör içinde bir iskeleye veya kolajen örgüsü gibi bir taşıyıcıya tutturularak bitki kökenli büyüme ortamında haftalar veya aylar boyunca bölünerek çoğalması sağlanır.

Öncelikle üreyebilecek ve ayrıca fonksiyonel iskelet kası dokusuna farklılaşabilecek bir hücre kaynağı gerekmektedir. İkincisi, bu hücrelerin kasın gelişimine izin veren üç boyutlu matrikse yerleştirilmesidir. Bu ortamda besin maddelerinin taşınması sağlanır ve atık ürünler açığa çıkar. Son olarak kas hücreleri, çeşitli et ürünlerine işlenebilecek fonksiyonel kas lifleri elde etmek için biyoreaktöre yerleştirilir. Kök hücreleri birleşerek miyotüpleri, miyotüpler de farklılaşarak miyolifleri oluşturur. Elde edilen miyolifler işlenebilir, pişirilebilir, emülsiyon veya et ürünü olarak tüketilebilir; fakat bu metot ile yüksek yapıda biftek gibi etler üretmek mümkün değildir. Yapay et üretimi için hücre kültürünü anlatan halihazırda iki metot bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi Vladimir Mironov tarafından NASA için yazılmış ve diğeri, dünya çapında patente sahip Willemvan Eelen tarafından yazılmıştır.

Mironov, biyoreaktör içinde miyoblastların üzerinde tutunması için hücrelerin bir araya geleceği ve farklılaşacağı kolajen küre içeren biyoreaktör kullanırken, Van Eelen’ın kullandığı sistemde kolajen örgü kullanır ve kültür ortamı zamanla tazelenebilir. Catts ve Zurr tarafından yapılan çalışmada et üretiminde bu metot gerçek anlamda ilk kez uygulanmıştır.




Doku Kültürü Temelli Metot

Yapay et küçük ölçüde üretilebilmektedir; fakat küçük biyopsiler pratikte önemli olmayacağından dolayı büyük ölçüde ticari üretim için doku mühendisliğinin kullanımı öne sürülmektedir. Diğer bir potansiyel metot, Benjaminson’un 2002 yılında astronotlar için hayvan kas proteini yapmak amacıyla akvaryum balığından elde ettiği gibi kas dokunun kullanılmasıdır. Balığın doku dilimleri kıyılmış, santrifüj edilmiş ve petri kutusuna yerleştirilip yedi gün boyunca büyütülmüştür. Elde edilen et duyusal panele sunulmuş, yenilmediği halde görünüş ve koku bakımından geleneksel yöntem ile üretilen ete oldukça fazla benzediği için panelistleri etkilemeyi başarmış, yemek için ise yeterince iştah açıcı koktuğu ve göründüğü anlaşılmıştır.


Bu uygulamalardan başka diğer metotlar da kullanılabilmektedir.


Peki Yapay Et Fikri Ticarileştirilebilir mi?

Bu uygulamanın yapılması için öncelikle etik ve sosyal konulara uygunluğunun araştırılması, maliyet hesaplarının yapılması gerekmektedir. Ayrıca biz tüketicilerin, bu üretime talep olarak vereceğimiz tepki de doğal olarak bu kararda etkili olacaktır. Bazı bilim insanlarına göre bu fikir devrim yaratacak nitelikte olurken bazılarına göre bu fikir hiçbir zaman ticarileşemeyecek.





KAYNAKÇA

Sürek, E. ve Uzun, P., 2021. Dengeli Alternatif Protein Kaynağı: Yapay Et. [çevrimiçi] Dergipark.org.tr.


181 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör