YERSİNİA PESTİS

Yersinia pestis oldukça küçük bir bakteri olmasına rağmen (3 µm uzunluğa ve maksimum 0.8 µm çapa sahip) tarihte bir çok yıkımlara, pandemilere, savaşların seyrinin değişmesine, bazı biyolojik savaşların baş sorumlusudur. Y. Pestis bakterisi enterobacteriaceae ailesinin üyesi olup gram (-) bakteriler sınıfına dahildir. O kadar şiddetli yıkımlara sebep olmasından mütevellit kendisine çeşitli isimler verilmiş Veba, Kara ölüm, Kara veba, Taun gibi. Y. Pestis i ilk keşfeden bakteriyolog Alexandre Yersindir.


Y. Pestis ilk kez Hong Kong’da 1884 yılında görülmüştür. Bakteriyolog Alexandre Yersin 1894'te, vebaya yol açan Y. pestis isimli bakteriyi izole edip, tanımlamış. ve insanlara sıçan piresi adı verilen bir kemirgen tarafından ısırılma ile bulaştığını keşfetmiştir.

Vebanın 4 tipi vardır.

Birincisi ki en meşhuru hıyarcıklı veba. Hastalığın adı organizmanın çeşitli bölgelerinde lenf düğümlerinin şişmesinden gelir. Hemen hemen dünyada gerçekleşen çoğu veba salgını bu tiptedir.


İkincisi septisemik veba da Y. pestis bakterilerinin vücudun dolaşım sistemine girerek kanı enfekte eder. Belirti olarak halsizlik, ateş, titreme, kanama ve el, ayak gibi dokularda kararma ve doku ölümü gerçekleşir.


Üçüncü olarak Pnömonik veba da bakteriler akciğerleri etkiler. En nadir görülen olsa da en tehlikelilerden birisidir. Enfekte olduktan en fazla bir gün içinde antibiyotik tedavisine başlanması gereklidir başlanmazsa sonucu ölümcüldür.

Son olarak Gastro-intestinal veba da ise bakteriler sindirim sistemine yerleşir.

Y. pestis in nasıl bulaştığına dair tarihte bir çok mistik yanılgılar olmuştur. Örneğin tanrının bir şekilde ceza verdiğine dair ya da yine tarihte cadı avcılığı adı altında masum insanların katledilmesinden sonra veba salgınının çıkmasından kaynaklı olarak cadıların böyle bir salgın çıkardığına inanılmıştır. Tabi ki sağlık koşullarının ilerlemesi ile vebanın pirelerden ortaya çıktığı keşfedilmiştir.


Y. pestis bakterisinin bulaşma koşullarına tarihin bazı sahnelerinde insanlar bile yardımcı olmuştur. Örneğin Avrupa da bir zamanlar kiliselerin kedilerin varlığının cadılık göstergesi olduğuna dair insanlara bilgi verilince bir çok kedinin öldürülmesi söz konusu olmuştur. Bu düşünceler sayesinde kediler öldürülünce ortamdaki sıçan/fare sayısı haklı olarak artarak Y. pestis bakterisine davetiye çıkarmıştır.


Y. pestis diğer adıyla veba tarihte bilinen ilk biyolojik savaş olarak da yerini almıştır. Örneğin vebalı cesetleri mancınık yardımıyla düşman olan ülkelere fırlatarak o ülkede de bir salgın başlatılmıştır. Hatta tarihin en büyük veba salgılarından biri bu yolla ortaya çıkmıştır.


1347 VEBA SALGINI


Veba, ilk olarak Çin ve Orta Asya’da başlamış buradan tüm dünyaya yayılmıştır. Veba’nın Avrupa’ya ulaşma yolculuğu Asya’lı tacirenlerin Çin’den satın aldıkları vebalı kürkleri Avrupa’ya satmasıyla başlamıştır. Gemide yaşayan pire ve farelerin de bu hastalığın yayılmasında etkili oldukları söylenmektedir. O sıralar Kırım Tatarları’nın reisi Canıbek, Ceneviz limanını kuşatmış ve kendi vebalı adamlarını mancınıkla şehrin içine fırlatıp hastalığı İtalyan’lara bulaştırmıştır. Sonrasında Veba Salgını, 1348 yılında Paris’e kadar gelmiş 1349’da ise Londra’yı etkisi altına almış İskoçya ve İskandinavya’dan sonra da başlangıcı olan tatarların yurduna tekrar ulaşmıştır. Veba salgını yüzünden nüfusun yarısından fazlası ölmüştür.


Veba günümüzde bile hala oldukça tehlikeli bir hastalıktır. Sağlık kuruluşlarına başvurmada geç kalınması koşulunda sonuçları ölümcüldür. Enfekte olunması durumunda acilen sağlık kuruluşlarına başvurulup antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Günümüzde vebanın en yaygın görüldüğü ülkeler Peru, Madagaskar, Demokratik Kongo cumhuriyetidir.



KAYNAKÇA

https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/veba/#nedenleri

https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/buyuk-veba-salgini-102

https://www.istockphoto.com/tr

12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör